13 Mayıs 2011 Cuma

jean piaget'in bilişsel gelişim kuramı

                     JEAN PİAGET’İN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI

Biliş: “(Cognition) terimi dünyayı öğrenme ve anlamayı içeren zihinsel faaliyetler anlamına gelir’’ (Hökelekli, 2008: 31). “Piaget ise bilişsel gelişimine beynin ve sinir sisteminin olgunlaşması ve bireyin çevreye uyum sağlaması sonucunda gerçekleştirdiğini belirtmektedir’’ (İnanç, Bilgin ve Atıcı, 2008: 115).

     Zeka:Piaget’e göre zeka çevreye uyum sağlama yeteneğidir’’ (Bacanlı, 2011: 83). Burdan da anlaşılacağı gibi çevreye uyum sağlarken aynı zamanda çevreyle bir başa çıkma durumu da vardır. Kişi bulunduğu ortama çevreye ne kadar kısa sürede uyum sağlıyorsa o kadar zekidir diyebiliriz.

   Piaget zihin gelişimi kuramını ortaya koymadan önce zihin, zeka, zekanın etkilerini ve işlevlerini açıklamıştır...İlk araştırmalarını da kendi çocukları üzerinde yapmıştır… “Çocuklarla çalışırken “Gözden geçirilmiş klinik yöntem’’ adını verdiği yarı yapılandırımış bir araştırma yöntemi de geliştirmiştir’’ (Bacanlı, 2011: 83). Bu yöntem vaka incelemesinin bir türü olarak kabul görmektedir.
   Piaget’in uzun yıllar yaptığı bu araştırmalar sonucu, Piaget’in yaptığı bilişsel gelişimi;  dünyayı anlama ve algılamaya dönük bilişsel gelişim veya çocukluktan olgunlaşmaya kadar geçen sürede dünya üzerine düşünme ve akıl yürütmelerin nasıl farklı aşamalardan geçtiğini belirttiği bir teori olarak ele alabiliriz.
   Piaget genetik etkilerin ve çevre etkilerinin bir araya gelerek organizmayı nasıl etkilediğini göstermiştir. Çocukta zeka gelişimini evreleyerek göstermeye çalışmıştır. Yinelemeler yoluyla çevresel etkenler çocuğun biyolojik özellikleriyle dengelenerek uyum sağladığını belirtmiştir. Ayrıca çocukluğun çeşitli yaşlarında neleri nasıl öğrendiğimizi incelemiştir. Bu farklı alanlarda zeka gelişimi için, olaylar karşısında yargılara varma, nedensellik, nicelik, ahlaki yargılar, fizik, matematik, dilbilgisi gibi çok sayıda farklı konularla ilgilenmiştir.

Piaget’in Bilişsel Gelişim Aşamaları

   Piaget’in temelde kendisine sorduğu soru “çocuklar dünyaya gelirken hiçbir şey bilmezler, kendilerinin bile farkında değildirler. Peki nasıl oluyor da bu durumdan yetişkin gibi düşünme düzeyine ulaşabiliyorlar?“ sorusudur (Bacanlı, 2011: 86). Yani Piaget bu soruyla insanın yetişkin gibi düşünmeye nasıl ulaştığını anlamaya çalışmıştır. Cevabını ise bilişsel gelişim dönemlerinde bulmuştur. Ve bu kuramlarda 4 temel kural bulunmaktadır:

1.      Evreler değişmez bir şekilde belli bir sıra ile ortaya çıkarlar. Evrelerle ilgili özelliklerde erken ya da geç kazanım durumları olsa bile evrelerin sırası değişmez.

2.      Evreler bir hiyerarşi oluştururlar. Sonraki evre önceki evrede kazanılanları da kapsar.

3.      Gelişim oranlarında farklılıklar vardır. Her birey kendine göre gelişim gösterir. Bu yüzden aynı gelişim evresinde bulunuyor alsalar bile bireyler arasında gelişim oranları açısından farklılıklar vardır.

4.      Her evre için tipik olan özellikler vardır. Yani aynı yaşlardaki çocukların çoğunda ortak bulunan özellik o dönemin özelliği kabul edilir.

              Tablo 1: Piaget’ in Bilişsel Gelişim Evrelerinin Özellikleri

    
       EVRELER
            YAŞLAR

      TEMEL ÖZELLİKLER

 DUYUSAL MOTOR
     DÖNEM
        
   0-2 Yaş         

ü  Kendini nesnelerden ayırt eder.
ü  Kendini eylemi gerçekleştiren özne olarak tanır ve amaçlı davranışlar yamaya başlar.
ü  Nesne kalıcılığı kavramını edinir.


  İŞLEM ÖNCESİ
      DÖNEM

  2-6 Yaş

ü  Dili kullanmayı ve nesneleri imge
ler ve sözcüklerle betimlemeyi öğrenir.
ü  Düşünce hala benmerkezcidir.
ü  Nesneleri tek bir özelliğe göre sınıflar


  SOMUT İŞLEM
      DÖNEMİ

  6-7 ile
11-12 Yaş



ü  Nesne ve olaylar hakkında mantıklı düşünebilir.
ü  Sayı, kütle ve ağırlık korunumu kavramı edinir.
ü  Nesneleri birden çok özelliğe göre sınıflar ve onları tek bir boyuta göre sıraya koyabilir.


   SOYUT İŞLEM
      DÖNEMİ

 11-12 Yaş
  ve Üstü


ü  Soyut önermeler üzerine mantıksal olarak düşünebilir ve varsayımları sistematik olarak test edebilir.
ü  Varsayımsal, geleceğe yönelik ve ideolojik sorunlarla ilgilenir.

                    (Atkınson ve arkadaşları, 2010: 81)
 Duyusal motor dönem:

   0-2 Yaşlarını kapsar. Yeni doğan bebek dış dünyaya refleksleri ile tepkide bulunur. Bebekler kendilerini ve dış dünyayı duyularını ve motor becerilerini kullanarak anlarlar’’ (Ada, Başar, Dağlı, Ekinci, Ergün, Gelbal, Hoşgörür, Kıroğlu, Mahiroğlu, Taştan, 2006: 103 ). “Piaget bu dönemi kendi içinde altı alt devreye ayırmaktadır’’(İnanç ve arkadaşları,2008: 117-118).

v  1.evre (0-1 ay) refleksleri deneme: Bebekler doğuştan getirdikleri refleksleri kullanır ve onlar üzerinde denetim kazanırlar.

v  2.evre (1-4 ay) birincil döngüsel tepkiler: Bebekler parmak emme gibi rastlantısal olarak yapıp hoşlandıkları bir davranışı yinelerler.

v  3.evre(4-8 ay) ikincil döngüsel tepkiler: Çocuğun tepkisi, vücudunun dışındaki nesnelere yöneldiği zaman ikincil döngüsel tepkiler oluşur. Çocuk yine rastlantısal olarak ilgi çekici ya da hoşa giden bir şeyi yapar. Yatağın üstündeki oyuncağı hareket ettirmek gibi…



v  4.evre(8-12 ay) ikincil şemaların amaçlı eşgüdümü: Bebekler, duyusal girdilerle kendi tepkilerini eşgüdümledikçe daha kasıtlı ve amaçlı davranışlarda bulunur.

v  5.evre(12-18 ay) üçüncül döngüsel tepkiler: Bebekler bu evrede yalnızca bildikleri davranış örüntülerini yinelemekten çok yeni davranışları denemeye başlarlar. Yeni amaçlarını gerçekleştirmek için deneme yanılma yolunu kullanırlar.

v  6.evre(18-24 ay) mantıksal çözümler: Çocukların mantıksal çözümler bulabilmek için sorunlar hakkında düşünmeye başladıkları evredir. Böylece eylemleri ve sonuçlarını içselleştirmeye başladıkları bir zihinsel gelişim aşamasına ulaşan çocuklar, artık deneme yanılma yoluna aşırı derecede bağımlı değillerdir.

   Nesne Sürekliliği: Nesne sürekliliği, nesnenin görme, işitme, dokunma, tama ve koklama duyularından bağımsız olarak var olmasıdır. Yani nesnenin duyumsanmadığında da var olmaya devam etmesidir. Doğumdan dördüncü aya kadar nesnelerin sürekliliği ile ilgili farkındalık henüz gelişmemiştir. Dördüncü aydan sonra bebeklerin bir kısmı saklanan bir nesneyi araştırırlar. Bebekler sekiz aylıkken bile oyuncak gösterilip gözünün önünde saklandığında, üzeri örtüldüğünde artık yokmuş gibi davranırlar. Sekiz on iki ay arasında bebek, gözden kaybolan bir nesneyi arama tepkisi göstermekle birlikte, yerinin değiştirildiğini görse bile nesneyi ilk kez bulduğu ya da ilk kez bulunduğu yerde arar. On iki on sekiz aylarında ise nesnenin saklandığını gördükleri yerlere bakarlar. Bebek bu evrede nesnenin yerinin kendisi görmeden değişebileceğini hayal edemez. On sekiz aydan sonra ise nesne sürekliliği gelişir ve saklanılan yeri görmeseler bile nesnenin nerede olabileceğini düşünüp nesneyi ararlar.

                  Tablo 2: Nesne Sürekliliğinin Gelişim Evreleri

         Aylar
   Arama Davranışı
    0-4 ay arası
   Hiçbir arama tepkisi göstermeme
    4-8 ay arası
   Kısmen saklanan nesneleri arama
    8-12 ay arası
   Saklanan nesneleri ilk saklandığı yerde arama
    12-18 ay arası
   Nesneyi saklandığını gördüğü yerde arama
    18 ay ve üstü
   Yerleri gizli biçimde değiştirilen nesneleri arama

                      (İnanç ve arkadaşları, 2008: 119)

   Taklit: Piaget, özellikle ertelenmiş taklidin, yani bir şeyi ya da kimseyi o anda değil, gözlerinin önünde olmadığında taklit etmenin 9-12 aydan önce ortaya çıkmasının zayıf olduğunu belirtmiştir (İnanç ve arkadaşları, 2008: 120). İki yaşındaki bir bebeğin, annesi yokken oyuncak bebeğinin altını değiştirmesi ertelenmiş bir taklittir. Bebekler davranışı zihinsel olarak hayal edebilir, hatırlayabilir ve daha sonra taklit edebilir. Bu yetenek, dil gelişimi ve pek çok öğrenilmiş davranış için önemlidir.

 İşlem öncesi dönem:
   2-7 yaş arasını kapsar. İşlemlerin yapılmadığı ancak işlemlerin yapılabilmesi için hazırlıkların sürdürüldüğü bir dönemdir. Bu dönem kendi içinde sembolik dönem ve sezgisel dönem olarak 2’ye ayrılır. 
   İşlem öncesi dönemin en önemli özelliği sembolik fonksiyonun ortaya çıkmasıdır. Yani, duyusal motor dönemde sürekli oldukları anlaşılan nesneler artık sembollerle temsil edilmeye başlanır. Çocukların ilk kullandıkları şemalar genellikle nesnelerin taklit edilmesi ve yüz ifadelerine dayanır. Çocuk kelimeleri henüz doğru biçimde kullanamadığı için taklide başvurur. Ve bu taklit sesleri geneldir, ayrımlaşmamıştır. Örneğin ‘ham’ sesi yemek yeme, yemekle ilgili bir oyuna yani yemeyle ilgili her şeye yönelik olabilir. İşlem öncesi dönem bu tür ses kullanımlarının azaldığı yerini kelimelerin aldığı dönemdir. Dört yaşındaki bir çocuğun kelime hazinesi 2000 civarı olabilir.

   Bu dönemdeki çocukların yetişkinlerden farklı, kendine özgü bir düşünme ve akıl yürütme biçimleri vardır. İşlem öncesi döneme ait bu düşünme biçimi; olayların büyülü ve doğa üstü bir niteliği olduğunu düşünme, özelden özele akıl yürütme, benmerkezci düşünme, cansız nesnelere canlı özelliği yükleme, canlı ve cansız ayrımı yapamama, olayların yalnızca bir yönüne odaklanma gibi çeşitli zihinsel görüntüler vardır.

   Bu dönemde çocuklar benmerkezcidir. Henüz kendileri dışında bir bakış açısı olduğunu kavrayamazlar. Kendisini evrenin merkezi olarak görürler. O olduğu için diğerleri vardır. Onun isteği doğru olan şeydir.
  Korumun bir sonraki dönem olan somut işlemler döneminde kazanılacağı için, çocukların korunumla ilgili durumları bu dönemde daha kolay görülmektedir. Sayı ve sıvı korunumu bu dönemin sonunda kazanılır. Bu yüzden yan yana konmuş 5 paranın mı, yayılmış durumdaki 5 paranın mı daha çok olduğu sorulduğunda çocuklar genellikle şaşırırlar.


Sembolik dönem: Bu dönem 2-4 yaşlarını kapsar. Bu yaştaki çocuğun temel özellikleri şunlardır:

-Benmerkezcidir ve bütün alanına yansıtır. İstediğinin istediği an elinde olmasını ister.
-Dili hızla gelişmeye devam eder. Ama tam olarak duygu ve düşüncelerini ifade edecek bilişsel ve zihinsel olgunlaşma gerçekleşmemiştir.
-Birden fazla boyutlu olan ilişkileri anlamlandıramazlar.
-Sınıflama yapamazlar. İlk öğrendiği hayvan 4 ayaklıysa ondan sonra öğrendiği bütün hayvanlara 4 ayaklı diyecektir.
-3 yaş civarında akranları ile birlikte oynayacak kadar sosyalleşir. Benmerkezcilik giderek azalır. Ama sosyal ben in tam gelişimi sezgisel dönemde başlar.
-2,4 yaşlarında çocuk, gözünün önünde olmayan nesne ve kişilere ait sembolleştirmeler yapar (Senemoğlu,1997).
-Çocuk bir nesneye baktığında bir özelliği algılayabilir, diğer özellikleri dikkatine çekmez.
-“Bu dönemdeki çocuklar, mantık yürütmede tümevarım ya da tümdengelim yollarını kullanmazlar. Mantıkları değişken ve yüzeyseldir. Tek yönlü düşünürler’’ (Senemoğlu,1997).

                                                                                                                             
Sezgisel dönem: 4-7 yaşlarını kapsar. Bu dönemin temel özellikleri şunlardır:

 -4. Yaşın başlarında, çocuk bilişsel büyümede büyük bir adım atar. O gerçek objelerin                 yerini alan zihinsel sembolleri biçimlendirme, nesne ve olaylara işaret etmek için kelimeleri kullanabilme, objelerin gruplamalarını yapabilme ve çok basit düzeyde akıl yürütebilme ve olasılıkla kelimelerden çok zihinsel imajlar kullanabilme yeteneğine kavuşur (Charles, 1999).
      -Animizm yani cansız bir nesneyi canlıymış gibi algılama vardır
-Artifikalizm (yapaycılık)  yani; doğal olguları birisinin yaptığı ya da bunlara birisinin neden olduğu inancı vardır.
-Bu dönemde çocuklar hala, iletişimsel konuşmada karşısındakini doğru anlamada güçlük çekebilir. Bir defada bir adımdan veya bir öğretimden daha fazlasını hatırlamada güçlük çekerler. Bununla birlikte kelimeleri kullanmaya, zihinsel imajları söze dönüştürmeye başlayabilirler  (Charles, 1999).
-Sınırlı deneyimler nedeniyle önyargılar gelişir.
-Büyüdükçe daha sosyal olurlar. Benmerkezcilik azalır.
-Oyun kuralarını bildikleri halde kötü niyetle olmasa da oyun kurallarını değiştirirler. Çünkü ne yapacaklarını düşünürken kuralları unutabilirler  (Charles, 1999).
-Eksik gruplama yapma durumundan yeterli bir sınıflama yeteneğine kavuşur. Toplama yapabilir. Büyük gruplar içinde alt gruplamalar yapabilir (Charles, 1999).
- Bu dönemde çocuklar yetişkinlere oldukça fazla yalan söylerler ama bu yalanlar yetişkinlerin algıladıkları anlamda değildir.  Çocuklar zihinlerinde tasarladıkları şeyleri söze dökerler.
 -Sınıflama yapmaya da yavaş yavaş başlarlar.


   Bu dönemdeki çocuklara verilecek eğitim dil ve kavram gelişimlerini artırmaya yönelik olmalıdır. Nesnelerle ilgili deneyimler artırılmalıdır. Kum havuzu, oyun hamuru gibi oyuncaklarla eğitim verilmelidir (Bacanlı, 2011: 93).


Somut işlemler dönemi:

   7-12 yaşlarını kapsar. İşlem öncesi dönemde kavramları edinen çocuk, bu dönemde uygulamaya başlar.   İşlem öncesi dönemde benmerkezci olan çocuk bu dönemde benmerkezcilikten kurtulur. Piaget buna dağılma adını verir. Başkalarıyla iletişim kurmaya başlar.

  Bu dönem sınıflama becerilerinin edinildiği dönemdir. Çocuk çeşitli açılardan çeşitli sınıflamaların yapılabileceğini anlamaya başlar. Hatta birkaç boyutu dikkate alarak sınıflama yapabilir hale gelir. Örneğin; oyuncakları şekillerine, renklerine boyutlarına göre sınıflama yeteneğine kavuşurlar. Sıralama ile ilgili olarak ise A<B, C>B işleminde son sıralama olarak A<B<C işlemini yapabilirler. Bu dönemde düşünce tersinebilirlik özelliği edinir. Yani 4 kere 3 ün 12 ettiğini bilir ama 3 kere 4 ün 12 ettiğini yani tersinin de aynı sonuç verdiğini bu dönemde öğrenir.

   “Bu dönemin en önemli özelliği korunum kavramının edinilmesidir. Korunum değişmezliğin anlaşılmasını ifade eder’’ (Bacanlı, 2011: 94). Örnek olarak sıvıların korunumu, sıvının içine konulduğu kap değişse bile, eğer her hangi bir ekleme ve çıkarma yapılmamışsa, sıvının miktarının aynı kalacağını ifade eder.
Korunum kavramını şu şekilde özetleyebiliriz:

  -Madde korunumu (bir bütün parçalara ayrılsa bile miktarı değişmez.) 6-7 yaş
  -Uzunluk korunumu (uzun bir tel parçalansa veya kırılsa bile uzunluğu değişmez.) 6-7 yaş
  -Nitelik değişmezliği (bir kaptan diğerine boşaltılan sıvının miktarı değişmez. ) 6-7 yaş
  -Sayıların korunumu (nesnelerin yakınlaştırılması veya uzaklaştırılması ile miktarda değişme meydana gelmez; 5 top ister bitişik ister ayrı olsun 5 top yine 5 toptur, sayı değişmez) 7 yaş
  -Alan korunumu (bir kağıt parçasının kapladığı alan, kağıt kesilip başka şekiller oluşturulsa bile değişmez.) 7 yaş
  -Ağırlık korunumu (şekli değişen kilin ağırlığı değişmez.)9-12 yaş
  -Hacim korunumu (çeşitli şekillere sokulan kilin taşırdığı su miktarı aynıdır.) 11-2 yaş 



   Korunumun kavranması için çocuğun üç uslamlama kuramını öğrenmesi gerekir:

1.Özdeşlik: Maddede ekleme ya da çıkarma yoksa aynıdır.
2.Ödünleme: Bir yöndeki büyüme diğer yöndeki azalmayı ödünleyebilir.
3.Tersinebilrlik: daha önce de açıkladığım tersinebilirlik; işlem tersine çevrilse de aynı sonucu tekrar verir.

   Bu dönemde çocuklar yeni kazandıkları becerileri uygulamaya yönelik eğitim almalıdır. Korunum kavramını öğrenmelerine yardımcı olunmalıdır ve sosyal ilişkiler desteklenmelidir.


Soyut işlemler dönemi:

   12 yaş ve sonrasını kapsar. Soyut işlemler döneminde ergenin düşüncesi çocuklarınkinden çok farklıdır. Ergenler önermesel mantığı kullanarak, soyut işlerde akıl yürütebilir, görüşlerini sistemli hale getirebilir ve kuram geliştirebilirler. Bunun da ötesinde kuramları çeşitli değişkenleri göz önünde bulundurarak bilimsel ve mantıksal olarak sınayabilir, gerçeği bilimsel olarak keşfedebilirler. Ergenler bir bilimci rolü üstlenebilirler, çünkü kuramları geliştirme ve sınama kapasitesine sahiptirler.

   Bu dönemin diğer bir düşünce özelliği de birleştirmeci düşünmedir. Birkaç faktörün birlikte ele alınarak sorunun çözülmesi de bu dönemde edinilir. Göreli (kişiye, yere ve zamana göre değişen) kavramlar da bu dönemde edinilir.

   Göreli bir kavram olan kardeş kavramını çocuk 2-3 yaşlarında iken kullanmaya başlar, yani çocuğa kaç kardeşin var dendiği zaman çocuk doğru cevap vermeye başlar. Ama kardeşin ne olduğu, kardeşlerin kaçar kardeşi olduğu gibi başkalarının perspektifinden bakabilme özelliği 12-13 yaşlarında edinilir (Bacanlı, 1984).

   “Ergenlik döneminde de ergen benmerkezciliği denilen herkesin ona dikkat ettiği gibi bir düşünme biçimi görülür. Bu düşünce biçimi yüzünden ergen herkesin ona baktığını, onu gözlediğini düşünür ve kendini sürekli olarak sahnede düşünür’’ (Bacanlı, 2011: 97). Bu benmerkezcilik görüldüğü gibi ergenin başkasının açısından olaya bakamamasından farklıdır. Ergen ‘ ya onlar ne der’ diye düşünmeye başlamıştır.

  
“Ergenler soyut olanı ve o anda orada olmayanı düşünebilirler’’ (İnanç ve arkadaşları, 2008: 129). Bu olası olanı o andaki gerçeklikten ayırt etmeyi sağlar. Böylece ergen, kendisinin gelecekteki durumu ve gelecekte olabilecek şeyler hakkında düşünebilir, bu düşünceyi oluşturup geliştirebilir, yeni düşünceler üretebilir. Buna bağlı olarak, yalnızca verileni anlama ve kabul etme değil aynı zamanda ne olabileceğini algılama yeteneğine de sahiptirler. Ergen düşüncesi imgesel ve özgün olma yanında olasılığın gerçekliğe baskın olması özelliği de taşımaktadır.

  Piaget’e göre soyut düşünceyi oluşturan 4 temel düşünce biçimi şunlardır:

-İçebakış: Düşünce hakkında düşünme.
-Soyut düşünme: Gerçek olandan olası olana ulaşabilme.
-Mantıksal düşünme: Doğru sonuçlara varmak için önemli tüm olgu ve düşünceleri göz önünde bulundurabilme, neden ve sonucu belirleyebilme.
-Varsayımsal düşünme: Denenceler kurma, denenceler için kanıtları inceleme, çeşitli değişkenleri göz önünde bulundurabilme.
  
   Soyut düşünebilme yeteneği, ergenin kişiliğini ve davranışlarını çeşitli biçimlerde etkiler. Soyut düşüncenin gelişmesiyle birlikte ergenin kişilik ve davranışlarında başlıca idealizm, uyuşmazlık, benmerkezcilik, uyma ve yaşam planı gibi alanlarda değişmeler ortaya çıkmaktadır (İnanç ve arkadaşları, 2008: 130).

  Soyut işlem düşüncesinin gelişimini; yaş, olgunlaşma ve zeka, kültürler arası çalışmalar etkiler. Bu dönemde eğitim daha çok soyut içerikli olmalıdır.


KAYNAKÇA

Adams, J.F. (Ed.) (1995). Ergenliği Anlamak (Yay. Haz.: Bekir Onur), Ankara: İmge Kitapevi.
Atkınson, R., Atkınson, R., Smıth, E., Bem, D., ve Nolen, S.,(2010). Psikolojiye giriş. Ankara: Arkadaş Yayınları.
Charles, C.M. (1999). Öğretmenler İçin Piaget İlkeleri, Ankara: Anı Yayıncılık.
Senemoğlu, N. (1997). Gelişim Öğrenme Ve Öğretim, Ankara: Ertem Matbaacılık

Prof.Dr.Bacanlı, H.(2011).Eğitim psikolojisi. Ankara: Pegem Akademi Yayınları.

Prof.Dr.Hökelekli,H.(2008). Psikolojiye giriş.  İstanbul: Düşünce Kitabevi Yayınları.

Yazgan İnanç, B., Bilgin, M., Kılıç Atıcı, M.(2008).Gelişim psikolojisi. Ankara: Pegem Akademi Yayınları.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder